• +90 216 466 83 83
  • Necip Fazıl Mah. 19 Mayıs Cad., No:22 PK:34773 - Ümraniye / İSTANBUL

Uygulamalarımız

Ana Sayfa Uygulamalarımız Cari Hesap Çalışma

Cari Hesap İlişkileri

Cari hesap, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 89 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre iki kişinin herhangi bir sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak bakiyeyi isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir. Cari hesapta özellikle alım-satım, hizmet gibi ilişkiler nedeniyle birbirlerine devamlı ve karşılıklı olarak ödemelerde bulunan taraflar, cari hesap sözleşmesi yaparak alacaklarını ayrı ayrı istemekten vazgeçerler. Aslında bu işlemleri bir takas işlemi gibi nitelendirmek de doğru olacaktır. Cari hesap sözleşmesi yapmak için tacir olmak zorunluluğu yoktur. Tacir olmayanlar arasında da yapılabilir. Fakat uygulamada daha çok tacirler arasında yapılmaktadır.


Cari Hesapta Süreler

Cari hesap ilişkilerinde iki çeşit süre mevcuttur.

  1. Cari hesap sözleşme süresi. (Belirli ya da belirsiz süreli olabilir)
  2. Her bir hesap devresinin süresi.

Belirli süreli cari hesap sözleşmelerinde, taraflarca sözleşmede bir süre belirlenir ve bu süre sonunda çıkan hesapta borçlu olan taraf, alacaklı olan tarafa ödeme yapar. Belirsiz süreli cari hesap sözleşmelerinde ise, her takvim yılının son günü hesabın kapatılması günü olarak kabul edilir ve buna göre işlemler ifa edilir. Ayrıca belirsiz süreli sözleşmelerde taraflardan birinin feshi karşı tarafa bildirmesi ile ve tüm sözleşmeler için taraflardan birinin iflasıyla sözleşme son bulmuş olur.


Cari Hesapta Şekil

Şekil, bir sözleşmenin geçerli olması veya ispatı için iradenin açıklanmasında belirli kalıplara uyulması gerekliliğidir. Bazen bir sözleşmenin oluşması belirli bir şekle uyulmasına bağlıdır. Bu şekle uyulmadıkça sözleşme geçerli olmaz. Bu halde şekil geçerlilik şartıdır. Cari hesap sözleşmeleri de yazılı şekle tabidir. TTK. M.89/2’ e göre cari hesap sözleşmeleri yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz. Yazılı yapılmayan sözleşme geçerli olmaz ve taraflar açısından sonuç doğurmaz.


Cari Hesaba Geçirilebilecek ve Geçirilemeyecek Alacaklar

Cari hesap özel bir takas rejimidir. Kural olarak ancak taraflar arasındaki muaccel alacaklar cari hesaba geçirilir. Muaccel olmayan alacaklar cari hesaba geçmez. Ancak bunun aksi sözleşmeyle kararlaştırılabilir.Ticari senetlerden doğan borç ve alacağın geçerliliği ancak tahsili halinde mümkündür. Ticari senedin cari hesaba geçirilmesi tahsil şartıyla olur.(TTK. m.90). Cari hesaba yazılan ancak bedeli alınmayan ticari senet sahibine geri verilerek, cari hesaptan kaydı silinir.(TTK. m.91). Bazı alacaklar nitelikleri gereği cari hesaba geçemezler. Takas edilemeyen alacaklarla, belirli bir amaca harcanmak veya ayrıca emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan doğan alacaklar cari hesaba geçirilemez.(TTK. m.93).Taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesinden önce doğmuş alacaklar da cari hesaba kaydedilemez. Fakat bu hüküm mutlak değildir. Sözleşmeyle aksi kararlaştırılabilir.


Cari Hesaplarda Bakiye

Yukarıda belirtildiği gibi, cari hesapta taraflar sözleşme süresi sonuna kadar alacaklarını talep etmekten vazgeçmiştir. Her bir hesap devresi sonunda çıkan fark, sonraki hesap dönemine alacak olarak yazılır. Cari hesaba kaydedilen ve borç/alacağın takası sonucunda ortaya çıkan bakiyeler istenmez. Hesap devresinin kapatılması ile taraflardan hangisinin hukuken alacaklı olduğu değil; aksine bir sonraki hesap dönemine kimin önde girdiği saptanır. Kimin alacaklı olduğu ise, -sözleşme belirli süreli ise bu sürenin sonunda, belirsiz süreli ise kanunda düzenlenen sona erme nedenlerinden biri gerçekleşince- sözleşmenin sonunda belli olur ve aradaki fark çıkarılınca kim borçlu kalmışsa onun diğer tarafa nihai ödemeyi yapması gerekir.(TTK. m.94)

Her hesap devresi sonunda yukarıda açıklanan durumun gerçekleşmesi için kanun şekli bir koşul getirmiştir. Tespit edilen bakiyeyi gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde, noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya elektronik imza içeren bir yazıyla itirazda bulunmamışsa, bakiyeyi kabul etmiş sayılır. Kanunda itirazın hangi yollarla yapılacağı belirtilmiş olmasına rağmen, tespit edilen bakiyeyi gönderme hususunda her hangi bir yol belirtilmemiştir. Kanaatimce, ispat keyfiyeti açısından tespit edilen bakiyeyi de noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya elektronik imza içeren bir yazıyla göndermek gerekir.


Cari Hesaplarda Faiz

TTK. m.95 e göre 8 inci maddedeki şartların varlığı halinde, alacak ile borç kalemlerinin birbirinden çıkarılması sonucunda bulunan bakiyeye, belirlenip hesaba kaydedildiği tarihten itibaren faiz işler; bileşik faize yol açabilecek uygulama yapılamaz; bu hükme aykırı sözleşme öngörülemez. Yalnız TTK m.8 de ;

  1. Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.
  2. Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz.
  3. Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır.
  4. Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırı olarak işletilen faiz yok hükmündedir.

Şöyle ki, TTK. m.95 de bileşik faizin uygulanamayacağı belirtilmiş olsa da, 8 inci madde uyarınca yalnızca ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerli kılınarak bileşik faiz kapsamı daraltılmıştır. Bileşik faiz yürütülmesi için 6762 s. TTK’ da “borçlu bakımından ticari iş” olma kıstası aranırken, 6102 s. TTK’ da bu kapsam daraltılmak suretiyle “her iki taraf bakımından da ticari iş” halini almıştır. Bunu örneklemek gerekirse 6762 s. TTK çerçevesinde tacir olmayan birisi tacir olan bir borçluya ödünç para verdiği takdirde bileşik faiz yürütebilirken, 6102 s. TTK’ da ödünç paraya bileşik faiz yürütülebilmesi için her iki tarafın da tacir olması aranmıştır. Faize ilişkin diğer bir değişiklik ise Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun hükümlerinin saklı olduğunun belirtilmesidir.


Cari Hesabın Sona Ermesi

Cari hesap genel olarak üç halde sona erer. Bunlar;

  1. Sözleşmede kararlaştırılan sürenin sona ermesi
  2. Bir süre kararlaştırılmadığı takdirde taraflardan birinin fesih ihbarında bulunması
  3. Taraflardan birinin iflas etmesi halinde

Özel olarak ise ölüm ve kısıtlılık halleri;

Sözleşme süreli olup da taraflardan biri ölür veya kısıtlanırsa, her iki taraf ve kanuni temsilcileriyle halefleri on gün önceden haber vermek şartıyla cari hesap sözleşmesini feshedebilir. Ancak, artan tutarın ödenmesi, hesabın 94 üncü maddeye göre kapatılması gereken tarihte istenebilir.


Zamanaşımı

Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya mahkeme kararıyla saptanan artan tutara ya da faiz alacaklarına, hesap hata ve yanılmalarına, cari hesabın dışında tutulması gereken veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş olan kalemlere veya tekrarlanan kayıtlara ilişkin bulunan davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrarlar.(TTK. m.101)

Buradaki önemli olan unsur zamanaşımı süresinin ne zaman başlayacağıdır. Kanunda açıkça belirtildiği üzere cari hesap sözleşmesinin sona erme hallerinden herhangi birinin meydana gelmesinden itibaren zamanaşımı süresi başlayacaktır.


Cari Hesabın İcraya Konu Edilmesi

Cari hesap belirli süreli ise sürenin bitiminde, belirsiz süreli ise sözleşmenin sona erme hallerinden birinin meydana gelmesiyle sonuç doğuracaktır. Sözleşme sonunda çıkan sonuç, taraflardan birinin düzenleyeceği cetvelle karşı tarafa gönderilir. Bu cetvele süresi içinde itiraz edilmemiş ise mutabakat sağlanmış sayılır. Bunun üzerine borçlu olan taraf söz konusu borcu ifa etmemesi halinde alacaklı taraf cebri icra yoluyla cari hesap alacağını tahsil etme imkânı bulacaktır. Uygulamada sıkça karşılaşılan icra takibine itiraz prosedürüdür. Alacaklı olan taraf ise takibe devam ve alacağını tahsil etmek için itirazın kaldırılması ya da itirazın iptali yoluna gitmelidir. Eğer bu sürenin kısa ve daha az masraflı olmasını istiyorsanız itirazın kaldırılması yolunu tercih etmeniz gerekir. Yalnız şunu belirtelim ki itirazın kaldırılması için İİK. m. 68 deki belgelerden birinin bulunması halinde mümkündür.

Uygulamada çoğunlukla icra takiplerine konu edilen fatura veya faturalardır. Fatura, satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir. Yukarıda da belirtildiği üzere itirazın kaldırılması ya da itirazın iptali yoluna gidilmelidir. İtirazın kaldırılması için gereken şartları yukarıda açıklamıştık. İtirazın iptalinde ise, özellikle takibe konu alacak faturaya dayanıyorsa, İcra Mahkemeleri 4 temel unsuru inceleyecektir. Bunlar;

  1. Arada sözleşmesel bir ilişki var olup olmadığı
  2. Faturaların davalıya tebliğ edilip edilmediği ve buna karşılık yasal süresinde itiraza uğrayıp uğramadığı
  3. Fatura konusu mal ya da hizmetin teslim edilip edilmediğinin, çoğunlukla teslim irsaliyesi ile ispatının arandığı
  4. Tabiki son olarakta faturaların ticari defterlere işlenmiş olup olmadığı

Hususlarını inceleyecektir. Ticari defterler tacirler arasındaki hukuksal ihtilaflarda en önemli delil ve ispat aracıdır. Bu yüzden ticari defterlerin usule ve kanuna uygun olarak tutulması büyük önem arz etmektedir.


Sonuç

Ticaret hukukunda cari hesap sözleşmeyle kurulan bir kurumdur .Bu cari hesapta taraflar hem alacaklı hem de borçlu durumundadırlar. Bu sözleşmenin yazılı olması ticaret hukuku açısından şarttır. Yazılı cari hesap sözleşmesinin olmaması durumunda böyle bir cari hesap ilişkisinin varlığından bahsetmek mümkün olmayacaktır. Sonuç olarak cari hesap ilişkisi yazılı olarak kurulmadıkça, hukuki açıdan bir etkisi olmayıp sadece muhasebesel kayıt niteliğinde olacaktır.

Şirketimizin cari hesap müşterileri ile imzalamakta olduğu “Cari Hesap ve Kefaletname Sözleşmesi” ni görmek için tıklayınız.